Mesudiye'den 1905 Yılına Yolculuk

Nisan 12, 2017 1 Yorum Kategori :

1465 Numaralı Mesudiye (Hamidiye) Şeriye Sicilinin Söyledikleri
İnsanların birbirleriyle ilgili bütün hukuki ilişkileri, kadıların veya naiplerin (naip=kadı vekilleri) verdikleri karar suretlerini, hüccetleri ve yargıyı ilgilendiren çeşitli yazılı kayıtları içeren defterlere şer’iye sicilleri denir. Bu siciller ayrıca zapt-ı vakayi sicilleri (olayların zabıtları) veya sicilat defterleri diye de adlandırılır. Şer’i mahkemeler tarafından verilen her çeşit ilam, hüccet ve şeri evrak, istisnasız asıllarına uygun olarak bu defterlere kaydedilmektedir. Bu nedenle Osmanlı arşivleri içinde doğru tarih yazımı için gerekli diğer arşiv belgeleri kadar önemli belgelerdir.
1465 Numaralı Hamidiye Kazası şeriye sicili, küçük hacimli olmakla birlikte Mesudiye’ nin o yıllardaki sosyo ekonomik ve sosyo kültürel yapısı hakkında önemli bilgiler edinilmesini sağlayacak niteliktedir. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı İslam Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi Fatih Kaya’nın bu çalışması, yörenin tanıtımı açısından önemli bilgiler içermektedir. Mesudiye şer’iyye sicilleri ile ilgili şimdiye kadar yapılmış ilk bilimsel eserdir. Bu özelliği ile bundan sonra yapılacak olan çalışmalara da kaynaklık edecektir. Sayın Fatih Kaya, beni Mesudiye ile ilgili yazdığım kitaplardan tanığını belirterek mithatbas.com adlı internet sitemden benimle iletişime geçti ve bu güzel bilgileri paylaştı. Ben de bu bilgilerden bir özet çıkardım. Fatih Kaya’ya teşekkür ediyorum.
                ***
1905 yılında Kaza merkezinde beş mahalle bulunmaktadır. Bu beş mahalleden ikisi Rum mahalleleri üçü ise Müslüman mahalleleridir. Bunlar; Fistori Mahallesi, Sultantepe Mahallesi, Rüştiye Mahallesi, Eski Rum Mahallesi, Yeni Rum Mahallesi olarak görülmektedir.  Bu durum Müslümanlarla Gayr-i Müslimlerin aynı şehirde fakat ayrı mahallelerde yaşadığını göstermektedir. Ayrıca üç tane Müslüman Mahallesi ve iki Rum mahallesinin olmasından dolayı kaza merkezinde Müslümanların nüfusunun daha fazla olduğu söylenebilir.
1465 Numaralı Sicilde geçen Hamidiye’deki (Mesudiye) köy isimleri şunlardır:
Abdili, Afan, Alan, Arıkmusa, Armutkolu, Arpaalan, Bayraklı, Bereketli, Beyseki,  Bıçakçı, Birebir, Bozçalı,  Busay,  Bürük, Büşürüm, Çakırlı, Çakraz, Çavdar, Çerçi, Çukuralan, Danişmend, Değeri, Ekşere, Erik, Eskidir, Eymür, Faldaca-i Süflâ, Faldaca-i Ulyâ, Fardas, Ferekse, Fındıcak, Fistori, Gebeme, Geldişer, Gergeçi, Gökçekilise, Gökçesüleymanlı, Güzelce, Hatunviran, Hebüllü, Herüse, Ilışar, İdirin, İnalan, Kabalı, Kale, Karacaviran, Karınca, Keçi, Keteniği, Keykuş, Kışlacık, Kızılcaviran, Kuyucak, Kuzbağı, Lağus, Maden, Manahos, Manul, Mihailçorumu, Mismilon, Musalı, Muzedere, Parçı, Sarıca, Sülümü, Tavara, Türk, Yağsiyan, Yastura, Yavadı, Yavdaş, Yavşan, Yeveli, Zile.
Bu köy isimleri adli vesikalarda geçen kayıtlardan tespit edilmiştir. O yıllarda İskefsir (Reşadiye) Hamidiye’ye (Mesudiye) bağlı bir nahiye olduğu için yukarıda belirtilen bazı köyler günümüzde Reşadiye’ye bağlı köylerdir. Kimi Mesudiye köyleri de bu tarihte köyde herhangi bir adli vaka yaşanmadığı için bu listeye germemiş olabilir.
1905 YILINDA HAMİDİYE’DE ÇALIŞAN GÖREVLİLER:
1. İdarî Görevliler
1465 Numaralı sicil defteri daha çok tereke kayıtları ve vakıflarla ilgili olduğundan defterde geçen idarî görevliler de genellikle malî konularla ilgili görevlilerdir. 1465 Numaralı sicilde o zaman Mesudiye’de görev yapmakta olan ve defterde ismi geçen idârî görevliler şunlardır: 
Mal Sandığı Müdürü: Ahmed Besim Efendi
Mal Müdür Vekili: Seyyid Mehmed Efendi oğlu Hafız Kamil Efendi
Mal Müdür Refiki: Hacı Mehmed oğlu Hafız Emin oğlu Ahmed Efendi
Hazine Tahsildar Müfettişi: Mehmed Efendi
Hazine Vekili: Mehmet oğlu Nuri Efendi, Bayram oğlu Mehmed Efendi, Ahmet oğlu Mehmed Efendi, Serdarzâde Ebubekir oğlu Mehmed Efendi
Evkaf Müdür Vekili Nüfus Kâtibi: Ömerbeyzâde Abdullah oğlu Osman oğlu Abdullah Efendi
Nüfus Memuru: Osman oğlu Nuri Efendi
Sandık Emini: Hüseyin oğlu Ali Osman Efendi
Meclis İdare Kâtibi: el-Hâc Asım oğlu Ali
Kâtip Vekili: Raif Efendi
İkinci Kâtip: Amil Efendi
Vergi Refiki: İsmail Efendi
Polis Memuru: Çerkes Ahmed Efendi,  Hüseyin Efendi oğlu Aziz Efendi
Orman Eminlik Memuru: Mehmed Efendi
2. Adlî Görevliler
Sicilde tespit edebildiğimiz adlî görevliler kadıasker, nâib, mübâşir ve gardiyandır. Mesudiye’nin adlî görevlilerinin başında Kaza Nâibi Ahmed Tevfik Efendi vardır ve Anadolu Kazaskeri es-Seyyid Ahmed Nureddin tarafından bu göreve atanmıştır. İsimlerini tespit edebildiğimiz adlî görevliler şunlardır:
Kazâ Nâibi: Ahmed Tevfik Efendi
Nâhiye Nâibi: Abdullah Efendi
Mübâşir: Raif Efendi
Gardiyan: Kılınçzâde Mehmed Efendi
3. Askerî Görevliler
1465 Numaralı sicilde tespit edebildiğimiz askerî görevliler paşa, mülâzım, yüzbaşı, çavuş ve erlerdir. İncelenen sicilde tespit edilebilen askerler daha çok Mesudiyeli olup da başka şehirlerde görev yapan ve görevi esnasında vefat eden askerlerdir.
Mesudiye’de görevli olan askerlerden isimleri tespit edilebilen; Mülâzım Hikmet Efendi ve Yüzbaşı Kamil Efendi’dir.

1905-1907 Yılları Arasında Vefat Eden Askerler:
Çavdar Karyesi: Osman Beyoğlu Süleyman oğlu Ali: Sana’daki (Yemen) kışlada vefat etmiştir.
Ekşere Karyesi: Sirkecioğlu Mustafaoğlu İzzet: 4. Ordu, 27. Alay, 2. Tabur, 2. Bölükte iken vefât etmiştir
Gökçekilise Karyesi: Ağa Mahmudoğlu Mehmed oğlu Mustafa: Dersa‛âdet civârında Şile kazâsı karakol idâresi hizmetinde görevli iken vefât etmiştir
Güzelce Karyesi: Selimoğlu Osman oğlu Hüseyin: 4. Ordu, 29. Alay, 3. Tabur, 4. Bölüğün nişancı takımı görevlilerinden iken vefât etmiştir.172
Hatunviran Karyesi: Mollaoğlu Ömer oğlu Mustafa : 4. Ordu, 19. Tabur, 2. Nişancı Bölüğü fertlerinden iken vefât etmiştir.
Çortoğlu Osman oğlu Hüseyin : Dördüncü Ordu-yı hümâyûnun on dokuzuncu alayının ikinci bölüğü nişancı taburunda görevli iken vefat etmiştir.
Torunoğlu Ömer oğlu Kamil: Dördüncü Ordu-yı hümâyûnun sanâyi taburunun ikinci bölüğünün dördüncü takımı görevlilerinden iken vefat etmiştir.
Ilışar Karyesi: Temurcioğlu Şakir oğlu Şakir: Dördüncü Ordu-yı Hümâyûnun otuz birinci alayının üçüncü taburunun ikinci bölüğünün yedinci takımında vefât etmiştir.
İnalan Karyesi: Hızıroğlu Veli oğlu Ali: Dördüncü Ordu-yı hümâyûnun on dokuzuncu alayının nişancı taburunun ikinci bölüğünde görevli iken vefât etmiştir
Karacaviran Karyesi: Hatiboğlu Ali oğlu: Üçüncü Ordu-yı hümâyûnun birinci alayının istihkâm taburu dördüncü bölüğü üçüncü takımı görevlilerinden iken vefat etmiştir
Kışlacık Karyesi: Ekşioğlu İbrahim oğlu Ali: 4. Ordu, 28. Alay, 1. Tabur, 2. Bölük fertlerinden Erzincan’da 7. Nişancı taburunda görevli iken vefât etmiştir
Kızılcaviran Karyesi: Gül Ömeroğlu Mehmed oğlu  Salih: 3. Ordu, 4. Alay, 1. Taburu Üçüncü Seyyar 1. Bölüğünde demirci ustası iken eceliyle vefât etmiştir.
Ali Kadıoğlu Rıza: 4.Ordu-yı hümâyûnun 76. Alayının 3. Taburunun 2. Bölüğünün 11. Takımında iken eceliyle vefât etmiştir
Lağus Karyesi: Hacıoğlu Veli oğlu Mehmed: 4. Ordu-yı hümâyûnun 75. Alayının 4. Taburunun 3.  Bölüğünün on 13. takımında iken eceliyle vefât etmiştir
Yavadı Karyesi: Alibaşoğlu Hasan oğlu Kerim: Dördüncü Ordu-yı hümâyûnun sanâyi taburunun dördüncü bölüğünün altıncı takımında silah altında iken eceliyle vefât etmiştir.
Yukarıdaki bilgilerden Mesudiye’den o dönemde ülkenin çeşitli yerlerine yoğun bir asker sevkiyatının yapıldığını söyleyebiliriz. Ayrıca bu askerler belli bir bölgeye değil Dersaadet, Erzurum ve San’a (Yemen) gibi birbirinden tamamen farklı bölgelere gönderilmişlerdir. Bu askerler sicilde eceliyle vefat etmiştir diye bahsedilmiş ve hangi sebeple vefat ettiği belirtilmemiştir.

Yine Mesudiye’nin çeşitli köylerinde yaşayan insanlar, Osmanlı ordusunda erden paşa rütbesine kadar ordunun çeşitli kademelerinde görev alabilmişlerdir.
4.Din Görevlileri
Müftü, İmam, hatip, müezzin, evkaf müdür vekili diye adlandırılanlar Müslüman din görevlileridir.
Kazâ Müftüsü: Fekāhetlü Abdülfettah oğlu Osman oğlu Osman Zeki Efendi’dir. (Fekāhetlü; Fıkıh ilmini en iyi şekilde bilen ve bu ilimde söz sahibi anlamına gelir. Müftülere verilen resmi unvandır. Nitekim Zile karyesinde sakin olan Müftü Abdülfettah oğlu Osman oğlu Osman Zeki’nin bu unvanı kullandığı görülmektedir.)
Evkaf Müdür Vekili:  Nüfus Kâtibi Osman oğlu Abdullah Efendi’dir.
Müezzinler: Sicilde tespit edilebilen müezzinlik görevi ile ilgili olarak Yavadı Karyesi Ahî Pehlivan Câmii’nde bir kişilik, Karınca Karyesi Camii’nde ve Kızılcaviran Karyesi Camii’nde ise iki kişilik müezzinlik kadrosu bulunmaktadır. Bu camiler, o yıllarda merkezi köylere yapılmıştı ve Cuma camisi olarak da adlandırılıyordu.
 Papazlar: Hıristiyan din görevlilerinden ise sadece papazlar vardır. Eski Rum Mahallesi Papazı Yani Efendi veled-i Haçi Yano, Yeni Rum Mahallesi Papazı Kostantin Efendi ve Muzadere Karyesi Papazı Yani Efendi’dir.
 MÜSLİM - GAYR-İ MÜSLİM MÜNASEBETLERİ
1905 yılında Hamidiye’de toplum hayatında Müslümanlar ile Gayr-i Müslimler beraber barış içerisinde yaşamış, birbirlerine vekil olmuşlar, birbirlerine borç vermişler ve birbirleriyle alış-veriş yapmışlardır. Genellikle Müslüman ve Gayr-i Müslim köyleri ayrı olmakla birlikte beraber yaşadıkları köyler de olmuştur.
Toplumda suç çok fazla yaygın değildir. Sadece bir yerde hayvan katledilmesi görülmüştür.
İncelenen sicilde o dönemde yaşayan Gayr-i Müslimler Rum asıllıdır. Ermeni asıllı olan birkaç Gayr-i Müslim’in ismi geçmekle birlikte onlar başka yerleşim birimlerinde oturup da çeşitli sebeplerle mahkemeye gelen Ermenilerdir.
Gayr-i Müslimler kaza merkezinde Eski Rum Mahallesi ve Yeni Rum Mahallesinde yaşamaktadırlar. Köylerden ise Muzadere, Manahos, Mihailçorumu, Maden, Bıçakçı ve Bayraklı köylerinde yaşamaktadırlar. Bu köylerden Bayraklı Köyü’nde hem Rumlar hem de Müslümanlar birlikte yaşamaktadır.
Gayr-i Müslimlerin mağaza, kahvehane, fırın gibi ticarî müesseselere sahip olmaları ve esnaflık yapmaları onların çok rahat bir şekilde ticarî faaliyetlerde bulunduklarını göstermektedir.
Yine tarla, bostan ve bahçe gibi ekilebilir arazilere sahip olmuşlar tarımla uğraşmışlardır.
Ayrıca kendi aralarında olan alacak-verecek davalarında dahi Gayr-i Müslimler şer’iyye mahkemelerine başvurmuş ve haklarını talep etmişlerdir. Yine Gayr-i Müslimler terekelerin paylaştırılması için mahkemeye müracaat etmişler ve mahkeme bu terekeleri şer’î usullere göre paylaştırmıştır.
Sicildeki kayıtlarda bir Müslüman öldüğünde vefat etti ifadesi kullanılırken gayr-i Müslimler için genellikle fevt  (kayıp) oldu ifadesi kullanılmıştır. Ancak onlar için de vefat etti ve merhum ifadelerinin kullanıldığı olmuştur.
İncelenen sicile göre Müslümanlarla Gayr-i Müslimlerin barış içerisinde huzurlu bir hayat sürdürdüklerini söylemek mümkündür. Kaza merkezinde ve köylerde Gayr-i Müslimlerin çok rahat bir şekilde yaşamaları, Gayr-i Müslim mahallelerinin ve köylerinin olması ve bazı köylerde Müslümanlarla Gayr-i Müslimlerin beraber yaşamaları bunu açıkça göstermektedir.
Müslümanlarda olduğu gibi Gayr-i Müslimler de kendi ibadethanelerini ve mekteplerini yapmışlardır.
Müslümanlarla gayr-i Müslimler arasında borç alacak verecek ilişkileri de meydana gelmiştir. Örneğin kasaba sakinlerinden Yüzbaşı Kamil Efendi, Çilingiroğlu Yakof’a on beş Osmanlı Lirası borç vermiştir.  Bunun karşılığında beş oda ve bir kilerden müştemil bir evi rehin olarak almıştır. İkisi de vefat edince Yakof’un mirasçıları bu evde oturmak isteyince Yüzbaşı Kamil Efendi’nin hanımı evin rehin olarak tutulduğunu, borcun henüz ödenmediğini şahitlerle ispatlayarak evi rehin tutmaya devam etmiştir.
Özellikle vekil tayininde Gayr-i Müslimlerin, Müslüman vekil tayin ettikleri gibi Müslümanların da Gayr-i Müslim vekil tayin ettiklerine de rastlanmaktadır. Mesela Bıçakçı Karyesi’nden Pavlosoğlu Todor, Serdarzâde Mehmed Efendi’yi vekil tayin ederken, Karacaviran Karyesi’nden Hatiboğlu Ali’nin zevcesi Hanife, Maden Karyesi’nden Korkoroğlu Kireki’yi vekil tayin etmiştir.
1905 yılında Hamidiye’de (Mesudiye) Ticarî Müesseseler:
Ticarî hayatın önemli göstergelerinden biri de mağaza ve dükkânlardır. Mağaza ve dükkânlar kaza merkezindedir. İncelenen sicilde geçen üç adet dükkân ve iki adet mağazanın sahipleri Rumlardır.
Ayrıca kaza merkezinde bir kahvehane bulunmaktadır. Yine kaza merkezinde üç adet, köylerde ise bir adet fırın kaydına rastlanmaktadır. Kaza merkezindeki kahvehane ve fırınların sahipleri Rumlardır.
Bu durum Rumların ticarî hayatta Müslümanlardan çok daha etkin olduğunu göstermektedir.
Yine o dönemde halkın tahılını öğüterek un haline getirdiği değirmenler de mevcuttur. Bazı değirmenlerin sahipleri tarafından vakfedildiği de görülmektedir.
Halkın sebze ve meyve ihtiyacını karşılamak üzere ekilen bostan ve bahçeler de sicilimizde önemli bir yekûn tutmaktadır.
Bazı eşya ve hayvanların 1905 yılındaki fiyatları günümüzde ilginç gelebilir.
      Şer’iye Sicillerindeki 1905 yılına ait Eşya ve Mal fiyatları

Cinsi                           Miktarı                       Değeri
Döşek âdî                    7 aded                        200 guruş
Yün döşek                   3 aded                        140 guruş
Yorgan âdî                  7 aded                        100 guruş
Yastık                          5 aded                         80 guruş
Şal döşek                    2 aded                          50 guruş
Kilim                          4 adet                         350 guruş
Cecim                         2 aded                          40 guruş
Yatak                          1 kat                           120 guruş
Tüfenk                        2 aded                          50 guruş
Camuş ineği                1 re’s                          150 guruş
Camuş balağı              1 re’s                            80 guruş
Koyun                         9 re’s                          225 guruş
Keçi                           11 re’s                         308 guruş
Oğlak                          8 re’s                            82 guruş
Toklu                         70 re’s                           70 guruş
Öküz                           2 re’s                          200 guruş
Kısrak                         1 re’s                          300 guruş
Merkeb                       1 re’s                          100 guruş
Tay                              1 re’s                          200 guruş
İnek                             1 re’s                          100 guruş
Düğe                           1 re’s                            50 guruş
Tosun                          1 re’s                            30 guruş
Bal kovan                   1 adet                           20 guruş
Not: Tablodaki ifadeler 1905 yılı Şeriye sicilindeki ifadelerdir. 1 Re’s= 1 Baş/tane anlamındadır.
1905 Yılında Hamidiye’de (Mesudiye) Eğitim müesseseleri:
İncelenen dönemde Mesudiye’de faaliyette olduğunu tespit edebildiğimiz eğitim müesseseleri medrese, mektep ve rüştiyedir.
Medrese İslam eğitim sisteminin temel kurumudur. Osmanlılar döneminde fizikî şartları, mimarî özellikleri, programı ve temsil ettiği zihniyetle önemli gelişmeler göstermiştir. Medrese bu dönemde sübyan mektebinden sonra orta, lise, yüksekokul ve üniversite eğitimine tekabül eden, İslamî kimliği sebebiyle sadece Müslümanların devam ettiği bir eğitim kurumu özelliği taşır.
İncelenen sicilde Mesudiye’de bir medresenin faaliyette olduğu görülmektedir. Ayrıca Musalı Karyesi’nde de bir medrese bulunmaktadır. Müderrisleri ise Seyyid Sadullah, Seyyid Mustafa Rüşdü, Mustafa Efendi oğlu Mehmed Sadullah Efendi’dir. Müderris Seyyid Sadullah Efendi’nin vefatıyla yerine oğlu Seyyid Mustafa Rüşdü Efendi geçmiş, onun da vefatıyla yerine oğlu Sadullah Efendi geçmiştir.
1465 Numaralı sicilde İskefsir nahiyesine tâbi Kızılcaviran Karyesi’nde (Günümüzde Mesudiye’ye bağlı Afan Köyü) bir sübyan mektebi olduğunu görülmektedir. Ayrıca Rumların da mektepleri vardır. Nitekim Maden Karyesi’nde bir Rum mektebi olduğu tespit edilmiştir.
Rüştiye; Tanzimat döneminde Batı tarzında oluşturulan, zamanla ilköğretim kademesiyle birleşen orta öğretim kurumudur. Rüştiyeler Osmanlı Devleti’nde kız çocuklarının sübyan/mahalle mektebi üzerine öğrenim görme imkânına sahip olabildikleri ilk eğitim kurumları olmuştur. Sicilde Mesudiye’de Hamidiye Rüştiyesi adıyla bir rüştiye bulunmaktadır. Muallimi de Zile karyeli Eyyübkadızâde Hüseyin oğlu Ömer Efendi’dir.
4. 1905 Yılında Hamidiye’de Sigorta
1465 Numaralı sicilin en dikkat çekici hükmü sigorta ile ilgilidir.
Kelime olarak güven, emniyet ve garanti anlamını taşıyan sigorta kavramı, riskin çoğalıp yaygınlaşması karşısında insanın kendini biraz daha güvende hissetmesi arayışının ürünüdür. Sigorta, belli bir teknik ve sistem içerisinde kaza ve kayıpların zararını telafi etmeyi amaçlayan ve karşılıklı ödeme esasına dayanan akdi bir sistemdir.
Osmanlı döneminde sigorta sistemine ilk defa 1864 tarihli Deniz Ticaret Kanunu’nda temas edilmiş, 1870 yılında Beyoğlu’nda meydana gelen büyük yangında şeyhülislamlıktan sigortanın cevazı hakkında fetva alınmıştır. Yine şeyhülislamlıktan hayat sigortası hakkında fetva sorulmuş, verilen fetvada İslam ülkesinde hayat sigortası caiz görülmemiş, yabancı ülkede ve yabancı sigortacı ile yapılan sigorta akdi ve bundan doğan tazminat ve ödeme caiz görülmüştür.
Sigorta konusunun caiz olup olmadığı İslam Dünyasında tartışma konusu olmuş o yüzden çok fazla yayılmamışken Gayr-i Müslimler bu konuya oldukça önem vermişler ve kendi adlarına şeyhülislamlığın hayat sigortası hakkındaki kararından etkilenmemişlerdir. Bunu 1465 Numaralı sicil defterinde geçen hükümden de anlamak mümkündür.
Defterin en dikkat çekici hükmü Amerikan Newyork Hayat Sigortası ile ilgilidir. Hamidiye Kazası’nın Yeni Rum Mahallesi sakinlerinden müteveffa Keşişoğlu Yordam’ın zevcesi Sofya veledet-i Haçi Yani, vefat ettiğinde mirasçılarına Newyork hayat sigortasından dört bin frank ödenmiştir. Bu hüküm defterde: “Müteveffiye-i mezbûre Sofya veledet-i Haçi Yani’ye Amerika Niyork sigortasından mevrûs akçenin mikdârı dört bin frank ve beher frank dört kuruş on iki paradan lirası yüz kuruşdur” şeklinde ifade edilmiştir.
Günümüzde bile tam olarak yerleşmemiş olan hayat sigortasının o yıllarda yapılmış olması Gayr-i Müslimlerin ekonomik hayatta ne derece ileride olduklarını ve dış bağlantılarını göstermesi bakımından anlamlıdır.
***

Benzer Yazılar

1 yorum

  1. Araştırmacı Fatih Kaya'ya ayrıca mükemmel Türkçesiyle anlayacağımız bir özet bilgiyle bizlerle paylaşan araştirmacı yazar Mihtat Baş'a teşekkür ederim.

    YanıtlaSil